"Medya, intihar haberlerini verirken daha dikkatli olmalı"

İntihar haberlerinin son zamanlarda eskiye nazaran medyada daha sık ve daha sansasyonel bir biçimde yer alması, bu tür haberlerde kullanılan yayın standartlarını ve bu yayınların toplum psikolojisine olan etkilerini yeniden gündeme getirdi. Yaşanan intihar ve şiddet vakalarının medya organlarında ve sosyal medyada bahsedilme şeklinin toplumda yarattığı etkilere dair Sakarya Üniversitesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Bostancı ve Psikoloji Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Bal ile bir söyleşi gerçekleştirildi. “Medya mensupları sorumluluk bilinciyle hareket etmeli”SAÜ İletişim Koordinatörlüğü tarafından servis edilen söyleşiye göre; Şiddet ve intihar haberlerinin veriliş biçiminin kamuoyunda farklı tartışmaları da beraberinde getirdiğinin altını çizen Doç. Dr. Bostancı, “Haberin niteliğine göre şiddet uygulayan veya intihar eden bireyin cinsiyet, şehir, meslek gibi özelliklerinden hareketle genelleme yapılarak toplumun belirli bir kesimi veya benzer özelliklere sahip küçük gruplar hedef alınabilmektedir. Oysa şiddet ve intihar gibi durumlar tamamen kişinin bireysel psikolojik durumunun bir sonucudur. Bu tarz haberleri hazırlayanların olası genellemeleri göz önünde bulundurarak sorumluluk bilinciyle hareket etmeleri gerekir” değerlendirmesinde bulundu. Bu haberlerin yayınlanmasında uyulması gereken kuralların gözetilmediği durumlarda hem gazetecilik etiğinin hem de toplum psikolojisinin zedelendiğine dikkat çeken Bostancı, “Şiddet ve intihar haberlerini hazırlayan bir gazetecinin öncelikle Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından yayınlanan ‘Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nin ilgili maddelerini hatırlaması gerekir. Bildirgenin intihar başlıklı maddesinde açıkça ‘Gazeteci sadece kamuoyunu ilgilendiren politik ya da ünlü kişilerin intiharı ile kriminal öneme sahip intihar vakalarını haber yapabilir. Bu tür istisnai durumlarda bile intiharın yöntemine ilişkin özendirici ve öğretici ayrıntılara yer verilmemeli, intihara ilişkin fotoğraf ve görsel malzeme ile intihar mesajı kullanılmamalıdır’ tavsiyesi yer almaktadır. Etik ilkeler ışığında mesleğini yerine getiren medya mensupları haberin daha çok izlenmesi veya tıklanması kaygısından öte, okurun zihninde oluşturabileceği olumsuz etkileri düşünerek haberi oluşturmalıdır. Tık kaygısıyla atılan sansasyonel başlıklar, kullanılan fotoğraflar bir taraftan şiddet ve intihar haberlerini yayınlarken uyulması gereken etik kuralları ayaklar altına alırken diğer taraftan okurun zihninde kapanması güç tahribatlar oluşturabilmektedir” dedi. Medya Dili İnsan Davranışlarını EtkiliyorSakarya Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Bal ise, bu tür haberlerin toplumsal etkisi düşünülmeden toplumun bilgilendirilmesi sonucunda bireyde intihar davranışına sebebiyet verilebileceğinin ve dolayısıyla gazetecilerin bir intihar haberi yaparken çok dikkatli bir dil kullanmaları gerektiğini belirtti. Bal, “İntihar hikâyelerini paylaşırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, cesaretlendiren, kahramanlaştıran ve özendirici durumlardan kaçınılması gerektiğidir. Aksi halde bu durum intihara meyilli ve risk altındaki insanları diğerlerinden daha fazla etkiler. Bu koşulda bir gazetecinin haberi yaparken öncelikle bu ağır etkinin bireysel etkisini çok geniş bir çerçevede toplumsal ve bireysel etik bağlamında düşünmesi gerekmektedir. Ayrıca intihar eylemini gerçekleştiren bireyin statü, durum ve çevresi dikkate alınarak gizlilik hakları ihmal edilmeden haber yapılması gerekmektedir” dedi. Bal, medyanın intihar ve şiddet haberlerini yayınlarken kullandığı dilin son derece önemli olduğunu ve kullanılan haber dilinin vakalar üzerinde hem caydırıcı hem de teşvik edici etkileri olabileceğine değindi. Bal, “Psikoloji biliminde Papageno etkisi, kitle iletişim araçlarının intiharları sorumlu bir şekilde bildirerek ve krizlere intihar dışı alternatifler sunarak sahip olabileceği etkidir. Papageno etkisi üzerine yapılan çalışmalarda; intiharı önleme uzmanlarını içeren haber makalelerinin, intihar düşüncelerini azalttığı ve toplumda intiharı önleme konusunda verilen eğitimi artırdığı ve zararlı etkileri olmadığı görülmüştür. Öte yandan, aynı intiharın sürekli olarak bildirilmesi ve intihar mitlerinin bildirilmesi, intihar oranlarının artmasıyla ilişkilendirilen araştırmalar da vardır. Bu artış Werther etkisi olarak adlandırılmıştır. Werther etkisi, çokça duyurulan bir intihardan sonra intiharın taklididir. Werther etkisine göre intiharla ilgili hikâyeler nüfusun daha fazlası tarafından görüldüğünde, manşetler daha dramatik olduğunda veya hikâyeler daha belirgin bir şekilde gösterildiğinde (örneğin bir gazetenin ön sayfasında veya bir yayının üst kısmında), intihar oranlarının o bölgede artış gösterdiğini bildiren çalışmalar da vardır” şeklinde konuştu. -- SAKARYA ÜNİVERSİTESİ İletişim Koordinatörlüğü BASIN OFİSİ +90 264 295 74 89 [email protected] haber.sakarya.edu.tr/ habersau/ sakaryauni/ habersauGizlilik politikası için aşağıdaki linke tıklayınız:

Kaynak : https://medyabar.com/haber/9101681/medya-intihar-haberlerini-verirken-daha-dikkatli-olmali
 
Üst